Ziyaret Saatleri
Pazartesi hariç,
Hafta İçi Saat
10:00-17:00
Hafta Sonu Saat
10:00-17:00


Ulucanlar Cezaevi Müzesi
Müze

Ulucanlar’ın geçmişine yapacağınız yolculukta nelerle karşılaşacaksınız?

İlk durak Hilton Koğuşu

Cezaevinin pek çok bölümü belirlenen bir güzergah dahilinde gezilebiliyor. Geçmişe duygulu bir yolculuk yapan ziyaretçiler ana kapıdan girdikten sonra karanlık, soğuk ve rutubet kokan ve sonu Hilton diye anılan 9. ve 10. koğuşa uzanan koridordan geçiyor. Koridorun sonunda, ziyaretçilerin karşısına “Hilton” denilen bölüm çıkıyor. Hilton’da daha çok edebi anlamda hepimizce bilinen isimler, şairler, gazeteciler ve yazarların kaldığı biliniyor. Bülent Ecevit ve Necip Fazıl Kısakürek Hilton’da kalan isimlerden ikisi.

 

Ardından tek kişilik hücreleri gezebilirsiniz

Hilton’un hemen yanından, ilk yıllarında Müteferrika olarak adlandırılan tek kişilik hücrelere geçiş yapılıyor. Henüz mahkumiyet kararı kesinleşmemiz tutuklular ile, cezaevinde disiplin suçu işleyen veya dışarıda işlediği suç nedeni ile diğer mahkumlardan ayrılması gerektiği düşünülen kişiler bu kısımlarda tutuluyordu. Dar koridoru, loş ışıkları, demir kapıları ve kapkaranlık tek kişilik hücreleri ile bu bölüm, cezaevi koşullarının daha net anlaşılmasını sağlıyor. Hiç bitmeyeceğini düşündüğünüz koridorda, işittiğiniz sesler ürpermenize neden olurken, karanlık, soğuk ve derin dehlizlerden özgürlüğe uzanan avlulara doğru ilerlerken burada kalan mahkumların bu zor koşullara nasıl dayandığını düşüneceksiniz.

 

Koğuşlar, eski Türk filmlerini anımsatıyor

Hücrelerin ardından sıra koğuşlara geliyor. Koğuşlar da o günkü koşullara uygun olarak düzenlendi. Bu düzenlemeler titizlikle yürütülen çalışmalar sonunda, Ulucanlar’ın tarihindeki hemen hemen her dönemi anlatacak materyallerle tamamlandı Düzenlemesi titizlikle yapılan koğuşlarda demir ranza ve dolaplar, tahta masa ve sandalyeler, eski bir soba ve pek çok eşya dikkat çekiyor. Koğuşlardaki görsel zenginlik balmumu heykellerle tamamlanıyor. Bir mahkum sazın tellerine vuruyor, bir türkü duyar gibi oluyorsunuz. Bir mahkum efkarla yudumluyor çayını, bir başkası yatağına uzanmış özgürlüğün hayalini kuruyor sanki. Titiz bir araştırma ile elde edilen tüm bu eşyalar, balmumu heykellerin yarattığı etki ile birleşince koğuşlar, eski Türk filmlerindeki hapishane görüntülerini andırıyor sanki. Kendinizi Yılmaz Güney’in Ulucanlar’daki anılarından esinlenerek gerçekleştirdiği Duvar filmi ya da Feride Çiçekoğlu’nun Ulucanlar’da çektiği Uçurtmayı Vurmasınlar Filmi’nden bir kare izliyormuş hissine kapılabiliyorsunuz. Koğuşlar dışında avlular da, Ulucanlar Cezaevi’ne ait fotoğrafların yer aldığı bir açık hava sergisi görevini üstleniyor. Geçmişte mahkumların volta attığı, tespih çektiği, racon kestiği avlularda bugün onların yerine fotoğrafları yer alıyor. Tanınmış mahkumların cezaevi süreçleri ile ilgili fotoğraflarının yer aldığı avluda, bazı adli suçlulara ait Ulucanlar Cezaevi’nde çekilmiş eski fotoğraflar ve fotoğraflara ait bilgiler de bulunuyor. Film şeridi konseptinde özel olarak tasarımı yapılan ve sergilenen fotoğraflar, cezaevi tarihçesinin bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçmesini sağlıyor.

 

81 Yıllık Bir Arşiv Oldu Ulucan’lar..!!

Bir sonraki gezi durağı ise ünlü mahkumlara ait bilgi, belge ve eşyaların bulunduğu koğuşlar. Adeta 81 yıllık cezaevi tarihine ilişkin bir arşiv niteliği taşıyan bu koğuşlardaki veriler, titiz bir araştırma sonunda elde edildi. Dağınık halde Türkiye’nin farklı kurumlarında bulunan veriler ve mahkum yakınları ile yapılan görüşmeler sonunda elde edilen bilgi, belge ve eşyalar cezaevindeki bu koğuşlarda toplandı. Farklı siyasi görüşlerine rağmen hepsi aynı nedenle, düşündükleri ve düşündüklerini dile getirdikleri veya yazıya döktükleri için hapse mahkum olan kişiler arasında siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar, sinemacılar, şairler bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihine ismini yazdıran tüm bu tanınmış şahsiyetlerin ortak özelliği, zamanları ve süreleri farklı olsa da Ulucanlar’da kalmış olmaları. İşte bu kişilere ait bilgi, belge, fotoğraf ve eşyaların bulunduğu koğuşlar da yine o günkü koşullara göre düzenlendi.

Müze kütüphanesine uğramayı unutmayın

Mutlaka görülmesi gereken bir diğer bölüm ise, Kütüphane. Müze kütüphanesi Türkiye’nin Demokrasi mücadelesinin unutulmaz isimlerinin yazmış olduğu kitaplar, çeşitli dönemlere ait önemli yayınlar, dönemin aktörlerinin mahkeme kayıtları, mahkümiyet tutanakları, ve yine değeri kendisine münhasır, günümüzde bulunması çok güç olan yayınların ilk baskıları ile tarihi bir arşiv niteliği taşıyor. Bir sonraki durak ise, cezaevi hamamı. Mahkumların banyo yaptıkları hamam da restore edildikten sonra aslına uygun olarak düzenlendi. Hamam, sadece mahkumların banyo yaptığı bir alan değil, geçmişte defalarca kez mahkumların kaçma planlarına da aracılık etmiş, tutsaklık ile özgürlük arasında bir geçiş olmuş. Hamamdan sonra sanat galerisine uğramadan sakın ayrılmayın. Ana binada yer alan sanat galerisi, Ankara için önemli bir eksikliği giderecek. Kültür ve sanat alanında Ankara’da önemli çalışmalara imza atan Altındağ Belediyesi, Ulucanlar Cezaevi Kültür ve Sanat Merkezi ile Başkent’in bu alandaki örnek mekanlarından biri olmayı da hedefliyor. Cezaevi’nde toplantılar düzenlemek, söyleşiler gerçekleştirmek ve sergi açmak için uygun pek çok mekan olduğunu dile getiren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, herkese kapılarının açık olduğunu sözlerine ekliyor.

Hediyelik eşya dükkanı

Cezaevi müzesinden ayrılırken, bir hatıra almaya ne dersiniz. Başka cezaevinde kalan mahkumların el emekleri ile üretilen pek çok ürünü burada bulabilirsiniz.

 

Darağacını Müebbet Olarak Hapsettik..!!

Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde idamların yapıldığı dar ağacı da sergileniyor. Toplam 18 kişinin infazının gerçekleştiği dar ağacı, daha önce hep önüne kurulan "Ulu Kavak" adıyla anılan ağacın bu kez arkasına yerleştirildi. Türkiye’de idam cezasının 2004 yılında kaldırıldığına dikkat çekmek amacıyla dar ağacı demir parmaklı bir hücreye yerleştirildi ve üzerine artık bu cezanın uygulanmadığına dair bir yazı yazıldı. Restorasyon sırasında dar ağacını çatıda bulduklarını aktaran Başkan Veysel Tiryaki, yağlı ipten sehpanın rengine kadar her ayrıntıya sadık kaldıklarını anlatarak, sadece koruyucu cila attıklarını belirtti. Ulucanlar Cezaevi’nde yatan tanınmış isimlerin fotoğraflarının, belge ve bilgilerinin koğuşlarda sergilendiği müzede, bir başka ağaç daha dikkati çekiyor. Önünde idamların yapıldığı kavak ağacının hemen yakınında bulunan ağaç, burada yatan ünlü isimlerin fotoğraf ve isimlerinin yazılı olduğu minik alimünyum levhalarla, tutuklu ve mahkumların anı ağacı olarak düzenlendi.

Tanınmış mahkumların kişisel eşyaları da müzede sergileniyor

6. koğuş, Ulucanlar’da kalmış tanınmış isimlere ait bilgi, belge ve eşyaların bulunduğu koğuş olarak düzenlendi. Her ranzanın başında o kişilere ait fotoğraf ve biyografileri bulunuyor. Aynı koğuşta farklı zamanlarda Ulucanlar Cezaevinde kalan gazeteci, yazar, şair, siyasetçi, sanatçılara ilişkin eşyalar da sergileniyor. Bülent Ecevit’in şapkası ve kravatı, Deniz Gezmiş’in kendi el yazısı ile Roma hukuku ders notları, sigarası ve üzerinden çıkan paraları, Yusuf Aslan’ın kaşkolu, Hüseyin İnan’ın fanilası, Muhsin Yazıcıoğlu’nun namaz takkesi ve seccadesi, Mustafa Pehlivanoğlu’nun kardeşine yazdığı mektup, Fikri Arıkan’ın elbisesi gibi kişisel eşyalar da bu koğuşta yer alıyor.

Altındağ Belediyesi Copyright © 2013. Tüm Hakları Saklıdır.